Ben Dr.Serdar 50 yaşındayım birikimlerimi ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmakla mutlu olacağım
İlk haber toplama ve dağıtma gazetesi Roma Senatosu'nca MÖ 59 yılında 2.000 kopya olarak çıkarılıp imparatorluğun değişik köşelerine dağıtılan Acta Diurna'dır. Fethedilen topraklar, siyasi gelişmeler, toplumsal olaylar, gladyatör dövüşlerinin sonuçlarını içeren Acta Diurna'yı Okuma bilen Roma vatandaşları yüksek sesle okuyarak okuma bilmeyenlere duyururdu.
Gazete konusunda bir arama motoruyla internette ufacık bir tarama yapsanız
karşınıza bu satırlar çıkar.
Dikkatinizi şu noktaya çekmek isterim.
İlk bilgilendirmenin kotarıcısı İKTİDAR !
Söz konusu siyasi gelişmeler ve toplumsal olaylar olunca gerçekler tüm çıplaklığı
ile aktarıldı mı acaba?
Yani enformasyon tek odaktan bir anlamda tek kalemden çıkıyordu.
Bu öyle gerektiği için! , lüzumuna binaen! dezenformasyon olarak da yansıdı
vatandaşa muhtemelen.
O zaman farklı düşünceler yok muydu? Elbette vardı. Ama zinde güçler belki de
bu farklı seslerin duyulmasını bir şekilde engelliyorlardı.
Ben örnek olsun diye Roma’dan bahsettim. Yoksa insanlık bu durumun
benzerlerini her ülkede yaşamıştır ve halen yaşamaktadır ve yaşayacaktır.
Günümüze hızlı bir dönüş yapalım.
Medya!
Gazete –Televizyon ve en tazesi internet yazarlığı.
Güncel bir konuda bilgi edinmek mi istiyorsunuz? Bir arama motoruna köşe yazarları
diye yazın, sonra onlarca gazetenin köşe yazarları komşu sütunlarda
yaşıyormuş gibi arz-ı endam eylesinler bilgisayar ekranınızda.
O merak ettiğiniz konudaki haberler size yeterince bilgi veremediği düşüncesinde
iseniz yapın bunu.Çünkü haberler de yanlı verildiği için doğruya (her ne ise?)
ulaşmak maalesef çok zor.
Haberlere konu olanlar yanlı,onu haber edenler yanlı ,araştırmadan okuyanlar
ve inananlar yanlı !!!!
Alın size polarize (kutuplaşmış) olmuş bir toplum.
Bu kutuplaşmayı kronik hale getirmiş toplumlar çakılıp kalıyorlar bulundukları yere.
Asla ilerlemiyorlar hatta geri gidiyorlar,ilkelleşiyorlar.
Beynin ürünü olan düşünceye belki de tarihte görülmediği kadarıyla engeller koyuyorlar.
Kendi ikballeri için doğrulara karşı inatlaşıyorlar.Görmezden geliyorlar.
Hatta bazıları bile bile böyle davranıyor.
Sürtüşmekten giderek ısınan odun parçaları gibi kızışan bir toplum.
Zihinleri dağılmış ve enerjisini doğruya harcayamayan bir toplum.
Tahammülsüz yöneticiler, didişen bilim adamları ,taklitçi gençler,dizi kolik ev hanımları.
Ve sizlerin de aklınızdan geçen onlarca olumsuz örneklerle BİZİM TOPLUMUMUZ.
Bu topluma yön verme konusunda köşe yazarlarına çok iş düşmektedir.
Ancak toplumda var olan kutuplaşmanın nedenlerinden en önemlisi de
köşe yazarlarının herhangi bir düşüncenin sözcüsü gibi davranmalarıdır.
Doğal olan elbette köşe yazarlarının kendi dünya görüşlerini yazmalarıdır.
Problem ne o zaman? diyebilirsiniz.
Problem hiçbir kişisel kaygı olmaksızın cesaretle adaletle gerçeklerin yazılıp
yazılmadığının araştırılmamasıdır.
Bu tanışma yazısından sonra ilerleyen yazılarda yüzlerce yılın beraberinde
getirdiği düşünce ve inançlara hafif dokunuşlar okuyacaksınız.
Bu dokunuşlar bazılarınızın hoşuna gidecek,
bazılarınıza ters gelecek.
Ama bir temennim var önyargılardan uzak değerlendirmelerde bulunmanız.
Birilerinin dümen suyuna girmek dünyanın en kolay ve maalesef en popüler işi.
Ben değineceğim konuları yüreğimize hançer gibi saplanmış
yanlışlar olarak görüyorum,dikenli çalılar gibi görüyorum elbette onları
söküp atmak acı verecek.
Kanayacak yüreklerimiz,
Ancak yürekler kanamadan düşünceler ve inançlar berraklaşmayacak.
Yazılarımda herhangi bir meselede bana göre yanlış düşünenleri eleştirmeyeceğim,
kimseyle çatışmayı düşünmüyorum.Maksat muhatabı alt etmeye çalışmak değil.
Can-ı gönülden doğrulara kavuşma arzusudur kalbe haz veren ve gözlerden yaş akıtan.
Yoksa moda olanı, güçlü olanı,kolay olanı tercih edip kapılanmak
o kadar cazip ki insan benliği için
Ama unutmayalım fikir çilesi çekenler ve başkaları için başları ağrıyanlar,
Başkaları için yanıp tutuşanlar bu yolu tercih etmediler.
Bu insanlara neler teklif edildi neler.Görünüşte o teklifleri kabul etselerdi güç sahibi de
olacaklardı,mal mülk sahibi de.
Bu güç ve diğer imkanlarla belki de amaçlarına daha kolay ulaşabilirlerdi.
İçlerinde bulundukları toplumları daha rahat teslim alabilirlerdi.
Ama biliyorlardı ki o yol ve o strateji doğru değildi.
Beraberinde tavizler vermeyi getirecekti.
Asla kabul etmediler.
Görüşmek üzere.